Gebelik sırasında oluşan hormonal ve metabolik değişiklikler tiroid bezinini etkileyebildiği gibi, tam tersi annede olan tiroid bezi hastalıkları da gebeliğin seyrini değiştirebilmekte, bebeğin üzerinde olumsuz etki gösterebilmektedir.
Gebelikte tiroid hastalıkları en sık karşılaşılan hastalıklardan olup erken doğum riskini artıran ve eğer tedavi edilmezse preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), prematüre doğum gibi komplikasyonlara neden olabilir.
Bu sebeple gebelik sürecinde bu hastalığın erken teşhis edilmesi ve doğru tedavi yöntemi ile hem annenin hem de bebeğin olumsuz etkilenmesi azalabilecektir.
Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi) Ve Erken Doğum Riski
Gebelikle beraber annede meydana gelen fizyolojik değişikliklerden birisi de endokrin sistemde meydana gelen değişikliklerdir. Bu endokrin değişikliklerden olan tiroid ve diyabet rahatsızlıkların yanısıra diğer bir rahatsızlık olan Preeklemsiden de bahsedebiliriz.
Normal bir gebeliğin devam edebilmesi ve bebeğin normal gelişimini tamamlayabilmesi için endokrin adaptasyonun sağlanması gereklidir.
Gebelikte görülen hipertansiyon gebelik öncesinde var olan bir durum olabileceği gibi gebelikle beraber gelişen bir durum da olabilir veya geçici bir durum olarak karşımıza çıkabilir. Gebelikte ortaya çıkan hipertansiyona, ödem ve proteinüri (proteinin, kandan idrara geçmesi durumu) eklenirse bu duruma ‘preeklampsi’ adı verilir.
Erken doğumların %15’ inin preeklampsiye bağlı olduğu tahmin edilmektedir.
Anne ve bebek için uygun şartlar sağlandığında bebeğin erken doğması preeklempsi rahatsızlığının tedavi yöntemidir. Bunun yanı sıra doktor kontrolünde içilen tedaviye yönelik ilaçlar ve takviyeler, hipertansiyonu ve ödemi azaltmak için doktorun önerdiği şekilde beslenmek, tansiyon takibi gebelik süresince büyük önem taşımaktadır.
Doktorunuz rahatsızlığınızın şiddetine ve doğumunuzun ne kadar kaldığına bağlı olarak en iyi tedavi seçeneğine karar verecektir.
Demir Eksikliği Anemisi ve Erken Doğum Riski
Demir eksikliği anemisi (kansızlık), gebelikte en sık görülen anemi türüdür. ‘İyileştirilebilir’ ve ‘önlenebilir’ bir sorundur.
Vücudumuz, kırmızı kan hücrelerinde bulunan ve dokularımıza oksijen taşıyan bir protein olan hemoglobini yapmak için ‘demir’ kullanır. Anemi, vücudun yeterli miktarda hemoglobinden yoksun olduğu bir durumdur. Aneminin birkaç nedeninden en yaygın olanı ‘demir eksikliği’ dir.
Hamilelik sırasında kanın toplam miktarı yaklaşık %30-50 artar. Hamileliğin ilk yarısında gerek duyulan demir, vücuttaki depolardan karşılanır.
Gebeliğin 2. yarısından itibaren de takviye demir verilmezse, kan değerleri hızlıca düşer.
Bu sebeple kan sayımında değerler normal olup kansızlık olmasa bile 20.haftadan sonra (demire en fazla ihtiyaç olan dönem) demir takviyesi gerekir.
📌Kansızlık durumu varsa ve bu kansızlığın sebebi demir eksikliği anemisi olarak saptandıysa, gebelik öncesi kullanılan demir haplarına, gebeliğin başından itibaren devam edilmesi gerekmektedir.
Gebelikte demir eksikliği olursa, bebek için artan riskler; erken doğum riski ve düşük doğum ağırlığıdır. Ayrıca bebeğiniz sizden yeterli derecede demir almazsa ilerleyen dönemlerde onda da kansızlık oluşma riski yüksek olur.
📌Demirden zengin besinler, kırmızı et ve baklagillerdir.
📌Örneğin Karaciğer, demir yönünden zengin olmasına karşın A vitamini yüksek oranda olduğundan, bebeğe zarar verebileceği için sınırlı miktarda tüketilmesi tavsiye edilir.
📌Demir hapının portakal suyuyla alınması tavsiye edilir.
📌Demir yönünden zengin besinleri tüketirken aynı öğünde C vitamini içeren yiyecekler ve içecekler tüketilmesi demir emilimine yardımcı olur.
📌Kalsiyumun ise demir emilimini azaltması sebebiyle süt ürünlerinin ya da kalsiyum takviyelerinin yemeklerle alınmaması önemlidir.
📌Demir takviyesine doğumdan sonra 3 ay boyunca devam edilmesi, gebelik öncesindeki demir depolarına ulaşmanızı sağlar.
⚠️ Alınacak olan demir ilaçlarının doktorunuzun kontrolünde olması gerekli ve önemlidir. ⚠️ Demir eksikliğinin olumsuz etkileri olduğu gibi fazlalığının da olumsuz etkileri olabileceğini unutmayın.